Ve Dağlar Yankılandı「Khaled Hosseini」

 

 

 

 

◆ "Cesaret göstermek için bir şeyin tehlikede olması lazım. Oysa ben buraya kaybedecek hiçbir şeyim olmadan geldim."

 

◆ "İyi şeylerin hiçbiri bedava değildi. Sevgi bile."

 

◆ "Bazı insanların mutsuzluğu, diğerlerinin aşkı hissettiği gibi hissettiğini biliyorum artık: mahrem, yoğun ve karşılık beklemeksizin."

 

◆ "Herkes sevilmek ister, dedi karısı. Sen istemez misin? Tamam, ama bu ayrıcalığı parayla satın almaya çalışmam."

 

◆ "İlgi arzı keserse talep de buna bağlı olarak düşecektir."

 

◆ "Yaşamdaki soruların yanıtları ya hiç yok ya da karman çorman."

 

◆ "Yaratmak demek, başkalarının yaşamlarını vahşice yağmalamak, onları bihaber, zoraki katılımcılara dönüştürmek demektir. Onların arzularını, hayallerini çalıyor, kusurlarını, acılarını cebe indiriyorsunuz. Size ait olmayan bir şeyi alıyorsunuz."

 

◆ "Tepenize çığ düştüğünde, bütün o karın altında yatarken neresi aşağı neresi yukarı anlayamaz oluyormuşsunuz. Karı iteleyip kurtulmak istiyor ama yanlış yönü seçip kendinizi daha da derine, kendi mezarınıza gömüyormuşsunuz."

 

◆ "Sadakate her şeyden çok değer verirdi; kendini yok sayma pahasına olsa da. Ayrıca en iyisinin her koşulda daima doğruyu söylemek, açıkça, hiç eğip bükmeden gerçeği açıklamak olduğunu söylerdi; gerçek ne kadar nahoşsa, onu o kadar çabuk açıklamalıydım. Omurgasızlığa karşı tahammülü yoktu."

 

◆ "Bazı insanlar acıları çok iyi gizlerler."

 

◆ "Azıcık kazıdığında, hepsinin üç aşağı beş yukarı aynı olduğunu görüyorsun. Kimileri daha cilalı, daha yaldızlı. Az buçuk- ya da epeyce- cazibeleri oluyor, insanın gözünü boyayabiliyorlar. Ama gerçekte hepsi de gazaplarını etrafa döke saça dolanan, mutsuz oğlan çocukları. Haksızlığa uğradıklarına inanıyorlar. Hak ettiklerini alamamışlar. Kimse onları yeterince sevmemiş. Sizden onları sevmenizi bekliyorlar elbette. Kucaklanmak, pışpışlamak, avutulmak istiyorlar; güvence verilmek. Ancak onlara bunları sağlamak, büyük bir hata. Kabul etmeleri olanaksız çünkü. Tam da gereksindikleri şeyi almaları, kabullenmeleri mümkün değil. Sonunda bu yüzden sizden nefret etmeye başlıyorlar. Bunun sonu asla gelmiyor, çünkü sizden nefret etmeye doyamıyorlar. Asla bitmiyor- o eziyet, özürler, yeminler, sözünden dönmeler, bu berbat durum."

 

◆ "İnsanların onun karşısında ağlamasına tahammül edemez. Onların şişmiş gözlerine, açık, yalvaran yüzlerine bakamaz. Ağlamayı bir zayıflık belirtisi, çiğ bir ilgi çekme çabası sayar ve asla yüz vermez. Birini avutmayı, teselli etmeyi ise istese bile beceremez. Bu konudaki eksikliğini ,büyüme çağımda çok iyi öğrendim. Kederin sergilenmesi değil, gizli tutulması gerektiğine inanır."

 

◆ "Haksızlık bu. Hani bedelini ödeme, hani hak edilmiş ceza?"

 

◆ "Dünyanın sizin içinizi görmediğini, derinin ve kemiğin maskelendiği umutlarınızı, hayallerini ve kederlerinizi zerre kadar umursamadığını. Gerçek işte bu kadar basit bu kadar saçma ve bu kadar gaddardı."

 

◆ "İstedikleri şeye göre yaşadıklarını düşünüyorlar. Yaşamlarına isteklerine göre yön verdiklerini. Oysa işin aslı, onları yönlendirenler, Korktukları şeyler. İstemedikleri şeyler."

 

◆ "Bana kazanamadığım, kazanmaya da çalışmadığım bir değer bahşediyor."

 

◆ "Hayattaki bütün güzel şeylerin narin olduğunu, bir anda uçup gidebileceğini söylerdi."

 

◆ "Terk edilmekten ödü kopar. Sen yanında olmazsan yolunu yitirecek, bir daha da dönüş yolunu bulamayacaktır."